loudl: blog, out, loud

Its a girl!

My angel is groving, today we learned that its a baby girl.

logomu da çizerim, ruby mi de yazarım

loudl old logo

Haftasonu elim halihazırda photoshop ile kirlenmişken, deneme amaçlı logo çizeyim dedim. loud.com için kullandığım eski logoyu da 5dk bir çay arasında yaptığımdan içime aslında pek de sinmemişti. Hatırlamayanlar için bu logoyu da hatırlayalım. Aslında bu logonun problemi sadece typography içermesi, içinde geçen “o” lar dikkatli bakılırsa sayfanın sağında solunda bulunan renkler ile uygunluk gösteren cinsten. Aslında güzel görünse de pek basit ve üzerinde zaman harcanmamış gibi hissettim, sonuçta 5 dakikada hazırladığım için değerini bilememiş de olabilirim. Bilgisayarın başına oturduğumda hedef belliydi, bu logo değişecek. Bu keskin ve bi’şey beğenmez hallerimde sanırım son 1 senedir takip ettiğim smashingmagazine nin de etkisi büyüktür. Bu arada takip edenler var mı bilmiyorum ama ben okumaya başladığım günden beri şunu söylerim kendime “ya adamlar ne kadar sistematik ve düzenli”. Ufak bi araştırmadan sonra da aslında alman kökenli bir yayın olduğunu öğrendim artık gereksiz sorular sormuyorum içten içten.

kalem kağıt ve logoHadi bakalım başlayalım dediğimde her zamanki gibi ihtiyacım olan şey bir kalem ve bir kağıt. 12 defter yaprağı ve tombow’un ortaokul yıllarından alışık olduğumuz 2B uçlarından birinin 4te 1i kadar zaman sonra işe yarar bi sayfa çıktı karşıma. Şimdi elimde 2 adet logo taslağı var deyip başladım çizmeye yan tarafa bu 2 sinin çizimlerini koydum, gördüğünüz üzere resim kabiliyetim de 0-1 seviyelerinde bu sebeple kareli kağıdı tüm dünyaya tavsiye ederim. 1. logo aslında L ağırlıklı olacaktı ve yayın teması ile yayın dalgaları verecekti ama photosop ile yapmaya kaltığımda aslında L’den çok C şeklinde biseyler çıktı. Bir de RSS logolarına feci halde benzedi, aslında yayılan dalgalar ile yapılan herhangi bir logo RSS logosuna benzer sanırım. 2. logoya gelirsek, resimde bir mac power adaptörüne benzese de logo için kullandığım bir curved kare, bu kareyi yuvarlakça kesen bir L ve aslında alt tarafında oluşturduğu bir büyük L ve üstte oluşturduğu küçük L. yani “L”oud”L”. Havada duruyormuş gibi görünmesi için biraz gölge ve loudl üzeri l yazısı. Ama uzaktan bak magsafe adaptörü. Her ikisini de sevsemde işe 1. logodan başladım.

l0Kağıttaki taslağı photoshop ile çizince aklımda bu fresh renkler vardı ama yandaki resimden de anlaşılacağı üzere aslında üzerine basmaya çalıştığım L daha çok “Pacman” karakterini andırdı, RSS logosuna benzeyen yayın dalgaları da cabası. Bu arada sanırım bilmediğimden ama photoshopta daireler ile uğraşmak resmen bir işkence oldu. Photoshop dersinin hocası olsam ilk midtermde bunu sorardım. “birbirinden eşit uzaklıklarda olan ve eşit kalınlıkta dairesel şeritler çiziniz. (10pt ; 35min)”. Belki renklerle oynayıp ya da şu pacman karakterini iptal edip bişeylere benzeyebilirdi, ama zaman nakittir ve deneyecek bi logo daha var.

logo baseİkinci logoyu çizmek birincisine göre çok daha basitti ama bunu da 5 dakikada cizdim diye bi kenara atmayacağım. Renklere gelince, zaten scribbish teması bazlı bi wp kullanıyorum ve herşey aslında gri ağırlıklı, bu sebeple gri ana renk ve turuncu da uç renk seçtim. (bu kavramları da attım kafadan “ana renk”, “uç renk” kesin başka terimler vardır bunlar için.) World Of Water fontunu kendime alıverdim, free download edilebilen bir font, bu ve birçok fonta yıllardır 1001fonts.com ‘dan ulaşıyorum, hala font arayan varsa duyurulur. Neyse, genel hatları ile benim içime renkler de, şekil de sindi, en azından bunun içinde pacman’den fırlamış karakterler falan yok.

logo stroke15-20 dakikalık bir photoshop ile stroke nasıl yapılır araştırmasından sonra “blending options” altından şeklin köşelerini belirginleştirmek üzere stroke effectini kullanıp yandaki hale getirebildim. içerisine de tepeden ışık vuruyormuş gibi gradient verince sanki kağıt üzerinde 3d duruyormuş yanılgısını verebildi. Turuncu küçük “l” harfi de tam istediğim gibi oldu. Bu özellikler GIMP de de var mı bilmiyorum, kesin vardır. Ama şu gimpi linuxde de, windowsda da süper kullanabilirken, macOSX için X11 kurup da beni öldürdüğü için kınıyorum. Böyle şeyler olunca direk vazgeçiveriyorum gimpten, buradan developer ekibine sesleniyorum, türkçe bilmeseniz de okuyun öğrenin mac native cocoa portunu çıkarın artık. Okuyacak arkadaşlar için yazıyorum “we are desperately looking forward to see the macosX native cocoa port for GIMP, please.”

logo shadowYatay duran bu logoya ışık için bir gölge efecti vermek çok hoşuma gitmedi, perşembe günü gezdiğim logoholik.com daki çalışmalarda normal gölge yerine küçük ve daha güzel duran gölgeler görmüştüm. Hemen bu fikri de kapıverdim, umarım lisansı falan yoktur. logoyo bir ucundan tuttuğum gibi dik çevirdim ve gölge efektini de verdim. bunun için küçük bir elips, içini de gradient ile doldurmak yetti. Bu arada fazlaca parlayan uçların parlaklığını da aldım, bence böylesi daha iyi. Bu haliyle kağıtta başlayan logo serüveni bitmeye yaklaştı. Ama şunu yine biliyorum ki elimde kağıtta çizili karalı bişeyler varken üretmek, bilgisayarın önünde doğaçlama yapmaktan çok daha basit, acaba bilgisayarın kendine has “disturbing” yapısı mı buna etken, yani bi’şey düşüneceksem ve tasarlayacaksam kesinlike kalemimi alıp bu aletin başından kalkar oldum, çünkü henüz kullandığım kağıt ben çalışırken maillerimi almıyor ya da internete bağlanmıyor :) .

logo finalVe geldik son adıma, logoya yazısını eklemek. Planladığım gibi World of waters fontu ile ve içerideki renkleri kullanarak loud^l yazısını da logoma ekledim ve tabiki küçük bir motto. typing ile ilgili detayları yazmıyorum fakat bu küçücük tecrübeden şunu kesinlikle söyleyebirim, logo fazla renkten ve normal resimlerden olmaz, 2 renk 3 renk belki ama iskender döner resminin yanına “hamza restoran” yazdığınız bir logoyo yarın büyüyüp lokantalar zinciri olduğunuzda, antetli kağıt ya da business kartınıza basarsanız, marjinalliğinizi ispatlarsınız. Akılda kalalım diyip resmi koyup sonra unutulup gidersiniz. Örneklerden bakıp da konuşursak ;nike çengel logosu bu kadar simple olup da başarılı olduğunu düşündüğüm bir logodur. CocaCola logusu ise karışık olup parayı bastırıp her restorandaki menüde, bardakta, şezlongda, tabelada bulunarak kendini unutturmaz.

Sitenin yeni logosonon upuzun hikayesi böyle, şimdi oturup rails yazmam gerekiyor, haa postun başlığı neden böyle derseniz, dün yaşadığım bir an aslında bunu yazdırdı. Cnbce dergisinin bu ay verdiği 3d gözlüğü elime aldıktan yarın saat sonra, internette bu gözlük için normal videoları 3d olarak encode eden driverı bilgisayarıma install ederken buldum kendimi, allahtan dur diyebildim. Çalışmak bişeydir, dağılmadan çalışmak herşey.

mükemmel ikili: iphone + cx300

iphone & cx 300“Aman da nedir kulaklık?” deyip geçerken karşıma çıktı sennheiser. Daha ortaokul yıllarında tanıştığımız sony kulaklıklardaki MegaBass, ultra bass teknolojilerinin geldiği nokta beni fazlaca şaşırttı. Sonra olanlar oldu ve mp3 çalarlar ceplerimize giriverdi. ipod, iphone derken alıştırdık kendimizi apple’ın süper lansman kulaklıklarına, taa ki sennheiser hayatımıza girene kadar.

Sennheiser 1945 yılında kurulmuş bir alman şirketi, yaklaşık 1500 çalışanı ile sadece kaliteli işler yapma peşinde bir şirket. Ve bu konuda da başarılılar. Süper sert pressli kabından çıkarıp da kulağınıza taktığınızda dışarıdaki seslerin çoğunu artık duymaz oluyorsunuz. Müziğin sesini ilk açtığınızda duyduğunuz şey aslında yıllardır dinlediğiniz o tozlanmış mp3 lerinizin sesinden çok öte. O bıkıp da tozlu raflarda bıraktığınız albümlerinizi tekrar dinlemenin tam zamanı. Zaten cx 300 ün mottosu da aslında tam olarak bunu söylemiş. “Rediscover your music library”. Yıllardır dinlediğim şarkıların içindeki hiç duymadığım detaylar, enstrümanlar, vokaller ve inanılmaz baslar tabiki. Daha şimdiden cx 300 son kuruşuna kadar hakkını verdi.

Müzikseverlere ısrarla tavsiye derim.

PS: Sanırım iphone için kulaklıklı bir versiyonu da piyasaya sürülmüş.

Ruby on Rails ve Türkiye

Basliktan da anlasilacagi gibi ne alaka denilecek bir konu bu aslinda. Ruby on rails da nedir diyenlerin buyuk cogunluk oldugu dusunulurse, dunyadaki trendin aksine Turkiye’nin cok cok da bu konuya hazir oldugunu dusunmemekteyim. Peki nedir bu ruby on rails ve neden bilinmiyor?

Ruby on rails, David. H. Hanson tarafindan gelistirilmis bir web development frameworkudur. Ruby adinda ilk bakista korkutan ama kullandikca kafanizin baska turlu calismamasina yol acan bir dil uzerine yazilmistir. Temel olarak Model, View ve Controller parcalarini iceren ve bu yapi uzerine Web applicationlari gelistirebileceginiz bir altyapi saglar. 37 Signals (David Hanson’un sirketi olur kendisi) in de Apple ekolunu benimsemesinden midir, emperyalist guclerin icimizdeki Apple askini enjectesinden midir bilinmez, Apple kullanici kitlesi oldukca buyuktur, ama bu sizi korkutmasin cunku Rails platform bagimsiz bir frameworktur. Yani guzelim macinizde yazdiginiz yazilimi bir Unix uzerinde ya da canim linux uzerinde de calistirabilirsiniz. Aranizda peki ya windows diyenler olacaktir, cevap evet windowsta da mis gibi calismakta. Bu platform 98lerde duyurulmasina karsin populer olmasi aslinda web 2.0 adi verilen akimin (cogu kisi bunun teknik altyapida bir degisiklik oldugunu dusunur, oysa ki web2.0 sadece bir akimdan ibarettir. Henuz kimse HTTP protokolunu kokten degistirecek kadar ozguvenli degil.) benimsenmesine donemine denk gelir.

Peki ya Rails Turkiye’de neden populer degil? Bu sorunun cevabi aslinda, daha onceden de kendimize sordugumuz “Peki neden linux bu kadar populer degil?” sorusu ile ayni temellere dayanir. Cunku Turkiye henuz Rails’e hazir degildir? Bu soylem kimilerine biraz garip gelebilir, nasil hazir olamayiz ki. Evet tam tepe yoneticilerden, yazilimcilara kadar Turkiye cogu yenilige oldugu gibi henuz Rails kullanmak icin hazir degil.

Ilk olarak sirketlerden baslayalim, IT (Bii Tii diyen super turkceseverlerimiz de vardir, burdan IK sirketlerine sesleniyorum, bir daha Bii Tii sirketi lafi duyarsan yuzune kapatmak zorunda kalicam). sektoru su anda Turkiye’de ne yazik ki ARGE altyapisina dayanmamakta, peki neden? cunku kimsenin sonunda ne cikacagindan emin olmadigi islere yatiracak parasi yok, bunlardan harika isler cikma ihtimali olsa bile. Bu sebeple yillardir icimde dusunup durdugum “cok dogru is, cok yanlis ulke” mottosu bir kez da aklima geliyor. IT sektorunun geneline bakarsak, bankalari, ve isi Yazilim olmayan ve 4 senelik zorlu bir Muhendislik egitimi almis muhendisleri,  “bunun burasi calismiyor” ekolundeki hatalari duzeltmek icin barindiran sirketleri de havuzdan cikarirsak elimizde aslinda cok da fazla bir secenek kalmiyor, yazilim sirketleri ve universitelerde bir sekilde torpil bulabilmis ya da bileginin hakki ile kosgeb bunyesindeki kucuk kobiler kaliyor.

Yazilim sirketlerinden baslayalim, genelde calisma yapilari %95 oraninda musterilere baglidir, bu o kadar kemik bir baglantidir ki, musteri elinde sadece proje isterleri ile degil, ayni zamanda kullanilacak teknolojiler ile gelir, ve bu teknolojiler de herhangi bir anda sokaktan peynir ekmek gibi programci bulabileceginiz, Java, .Net gibi bilindik olanlardan olur. Is boyle olunca yazilim sirketlerinin (hele ki buyuk carklar cevirenler) Ruby on Rails ile bir proje gelistirmesi oldukca imkansiz hale gelir. Istisnalar var mi, tabii ki iste umut veren de bunlar zaten. Ilk aklima gelenler Yeni Hayat Bilisim, Likya Yazilim ve Pilli Network.  Her ne kadar yeni birseyler ve oncu olmak, yapilmayani denemek zor ve zevkli olsa da ,ama maalesef piyasada tutunmak icin daha fazla efor sarfetmek, gercekten guzel seyler dusunmek ve yapmak icin zaman ve kaynak sikintisi cekmek zorunda kaliniyor.

Ikinci olarak elimizde Kosgeb bunyesindeki, genc dinamik yazilim sirketleri var, nispeten sirtlarindaki agirlik piyasanin icerisindekilerden az olsa da, yine de musteri odakli ve bilindik teknolojileri takip etmek cok daha akillica gelmekte. Ama ben Rails ile ilgili asil ilerlemenin onlar sayesinde olacagina inaniyorum.

Son olarak toparlayip genele bakarsak, Turkiye’de Rails’in taninmasi daha kucuk sirketlere ya da bireysel hobiistlere kalmis durumda ve iki tarafinda da isi oldukca zor. Isin ilginc tarafi aslinda cok buyuk sirketlerin aslinda herseyin farkinda olmasi, daha gecen sene duydugumuz basliklari hatirlayalim “Sun to acquire Mysql“, “BEA buys Weblogic” ve komik ama “Oracle buys BEA“. Kimbilir birgun Microsoft ya da Sun Rails’i satin alir ve yazilim sirketleri trendleri degisir. Ve artik kariyer sitelerinde en az 3 sene Rails deneyimli yazilimcilar aranmaya baslar.

loudl, wordpress ve türkçe

ve Turkce yazmanin muthis rahatligi icerisindeyim, bazi ITU hocalarinin simdiden “bu da turkce mi?” dedigini duyar gibiyim. Evet degil cunku turkce yazmaya kalktigimda beyincigim yerine her yumusak G harfinde beynim devreye giriyor. Ben anlatacagimi anlatiyorum anlayan da anliyor, bu nasil turkce kismini TS ya da TM okuyan arkadaslar “nacizane” siirlerini yazarken dusunsun.

Aslinda ingilizce yazarak ulastigim insan sayisi sanirim her zaman turkce den fazla olacak, fakat turkiyenin kendini tutamadan buyuyen bir dev oldugu dusunulurse artik sanirim Turkce de yazabilirim. Simdiden Turkce fanatigi olan tum herkesten ozur diliyorum, yeni turkce okuyanlara da sesleniyorum burdan dil ogrenmeyin.

Gel gelelim bugunun anlam ve onemine, bugun her zamanki gibi geri kalan hayatimin ilk gunu olmasinin yaninda, dedigim gibi Turkce ilk postumu yazdigim da gun olacak sanirim.Turkce dusunerek yazmak ingilizceden baya bir kolay, diyerek dusunurken aslinda ingilizcemin son 2 senede ne kadar geriledigini farkettim, bunun sebepleri arasinda 1. is var tabiki bir de kablo tvden cikip digiturk’e gecince yakalayamadigin BBC.

Teknik yazilari genelde ingilizce yazmaya devam ederken aklima gelen super fikirleri yazamamaktan kurtuldum, “icime dogmak” iceren bir postta oturup icime dogmanin ne oldugunu dusunmekten de yirttim yani kisacasi. Muhendisligin super bir ozelligi de sanirim bu, toplam 8 kelime ve zaten (her ne kadar muthis bir degistirme baskisi olsa da) ingilizce olan teknik terimler ile, elini hic bilgisayara surmemis birine asili kalmis bir processi bulup, kill ettirebilirsiniz, ya da bir yazilimda class hiyerarsisini anlatabilirsiniz.

Gecenin koru oldugundan ve de soyleyeceklerim bittiginden bu konuya da nokta koyuyorum, bu sefer turkce olarak

gorusmek uzere.

– ve şunu anladım ki bu iş pluginlerle olmuyor. 2 ayrı wordpress kurulumu ile ancak halledebildim.

Installing ImageScience on Windows

If you are planning to use ImageScience, an image library for your rails projects you have to do a few steps below. I came across this library while I was searching for a solution for the Rmagick’s memory leak problem.

Make sure that you have installed ruby and gem on your machine.

1. Install RubyInline

Open the cmd window and type the following in order to install ruby inline gem.

 gem install --include-dependencies RubyInline

2. Install FreeImage

You have to install the FreeImage library, you can download it from here. Extract the arch’ve and place the FreeImage.dll to c:/windows/system32 folder.

** For ubuntu users, you can install freeimage by installing libfreeimage-dev

3. Install ImageScience

First of all download ImageScience gem here and save it to a location. Open the command prompt and type the following for the manual gem  installation

gem install "C:\path_to_save_location\image_science-1.1.3-i386-mswin32.gem"

An we are done, you can test the installation with irb

require "rubygems"
require "image_science"

have to return “true”.

Happy coding…

A new life, but not single…

Getting marriedToday is the last day of my “single” life. Tomorrow, I’ll be married. I’ll have another brain to think, another heart to fill, another myself to trust and to be trusted. It was never been  a ceremony of answering “yes” to the “question” for me, besides tomorrow is the day that we’ll be a family.  

I think that in that journey for everything happened and lived, tomorrow is a bright new beginning for me and Pırıl. When I just stop and think, it has been a long time, I’m really happy that I have someone that I love the most and be loved.  

Thank you for never giving up on me Pırıl and thank you for you never will.

Thank you for that credit card abstract, it was the first and the last one make me smile and changed my life forever.

 I love you.

 

 

This week past so fast, I’m arranging the background musics for the weeding and so many other details. I’m a little tired. Hopefully, I’ll have some time to rest.

The journey

I’m on the road again. Hopefully I’ve got an Internet connection on the bus. I suppose that they’re using GPRS connection to get Internet working on the move. It’s interesting that just 10 years before we have Internet connections only in offices and houses and they are not wireless at all.
Anyways my vacation ends by the end of august so I have 3 days left and I’ll be on the road for 26 hours of it.

bored, bored and bored

I am really bored nowadays. Work is getting most of my time with the suit and a tie. I have to make a plan and stick on that from now on. First of all I have to involve in that furniture thing than start doing some sports and I really want to deal with some music. I really cannot arrange lots of things in one sit. Everything about my “new” life is just sitting and queued but I have no time for them unfortunately. Got the energy and no time.

got my mac broken

ok here is the deal. how difficult its to change a harddisk on a mac. here is what happens next :macbook

  • I opened the gate for hd
  • I cannot detach the tray because of the silly screws, because only apple services have them
  • I finally got it detached.
  • I replace the new hardrive
  • I cannot really make it screwed.
  • I tried the put it between rails. oh s.it the rails are rubber and they did not really glued, so they came out
  • I realised that its impossible to place in the tray with the rubber rails.
  • I accidently broke a cable just placed between the RAM slots, it seems to be placed to be accidently broken
  • I gave up. all my fault.

So as a lesson to take, yes it can be hard to replace a notebook disk if you are dealing with apple.